Neden Bazen 1000 Kişiye, Bazen 8 Kişiye Soruyorlar?

Bir araştırma binlerce kişiyle yapılırken, diğeri sadece sekiz kişilik bir sohbetten ibaret. İkisi de ciddi araştırma. Kantitatif ve kalitatif yöntemlerin farkını anlattık.

Gravis
Neden Bazen 1000 Kişiye, Bazen 8 Kişiye Soruyorlar?

Bir marka araştırma yaptırıyor. Sonuç: "Tüketicilerin yüzde 68'i yeni ambalajı beğendi."

 

Başka bir marka da araştırma yaptırıyor. Bu sefer sekiz kişi bir odada toplanıyor, iki saat boyunca konuşuyorlar ve ortaya tek bir yüzde çıkmıyor.

 

İkisi de ciddi birer araştırma. Ama tamamen farklı sorulara cevap veriyorlar.

 

Bu ayrımı bilmek, hem bir araştırma haberini doğru okumanı sağlar hem de katıldığın çalışmanın neden o şekilde kurgulandığını anlamana yardımcı olur.

 

İki Temel Yaklaşım

 

Kantitatif araştırma sayılarla ilgilenir. "Kaç kişi?", "Yüzde kaç?", "Ne sıklıkla?" sorularını cevaplar. Çok sayıda kişiye standart sorular sorulur, sonuçlar sayısallaştırılır.

 

Kalitatif araştırma nedenlerle ilgilenir. "Neden?", "Nasıl hissettirdi?", "Aklından ne geçti?" sorularını sorar. Az sayıda kişiyle uzun ve derin konuşmalar yapılır.

 

En kısa özeti şu: kantitatif ne kadar olduğunu, kalitatif neden olduğunu söyler.

 

Bir Örnek Üzerinden

 

Bir kahve markasının satışları üç aydır düşüyor. Ne yapmalı?

 

Kantitatif araştırma yaparsa şunu öğrenir: "Düzenli müşterilerin yüzde 34'ü son üç ayda daha az satın aldığını söylüyor. Bu grubun yüzde 61'i fiyatı temel neden olarak gösteriyor."

 

Değerli bir bilgi. Sorunun büyüklüğünü ve yaygınlığını gösteriyor.

 

Ama şunu söylemiyor: Fiyat mı gerçekten pahalı, yoksa ambalaj mı ucuzlamış gibi görünüyor? Müşteri hangi markaya geçti ve orada ne buldu? "Pahalı" derken neyle kıyaslıyor?

 

Bunları öğrenmek için sekiz kişiyle iki saat konuşmak gerekir. O sohbette biri şöyle diyebilir: "Aslında fiyat çok da değişmedi ama ambalaj küçüldü, aynı parayı verip daha az alıyormuşum gibi hissettim."

 

İşte bu cümle, hiçbir çoktan seçmeli anketten çıkmaz.

 

Kalitatif Yöntemler

 

Odak grup

 

Genellikle 6-10 kişilik bir grup, bir moderatör eşliğinde belirli bir konuyu tartışır. Süre çoğunlukla 1,5-2 saattir.

 

Grup olmasının özel bir nedeni var: insanlar başkalarını dinlerken kendi düşüncelerini daha net fark eder. Biri "ben şu yüzden almıyorum" dediğinde, diğeri "aa ben de öyle ama hiç düşünmemiştim" diyebilir. Tek başına yapılan görüşmede ortaya çıkmayacak fikirler bu etkileşimden doğar.

 

Katılımcı sayısının az tutulmasının sebebi ise pratik: 20 kişilik bir grupta kimse konuşamaz, birkaç baskın ses tartışmayı ele geçirir.

 

Derinlemesine görüşme

 

Tek katılımcıyla yapılan, 45 dakika ile 1,5 saat arasında süren birebir görüşmedir.

 

Hassas konularda tercih edilir. Sağlık, gelir, kişisel bakım veya aile içi konularda insanlar bir grubun içinde açık konuşmaz. Birebir ortamda ise çok daha samimi olurlar.

 

Etnografik gözlem

 

Araştırmacı, insanları kendi doğal ortamlarında izler. Evde yemek yapılırken, markette alışveriş yapılırken, mağazada ürün seçilirken.

 

Bu yöntemin varlık sebebi şu: insanlar ne yaptıklarını her zaman doğru anlatamaz. "Sabah kahvaltıda ne yersin?" sorusuna verilen cevapla, gerçekten yenen kahvaltı çoğu zaman aynı değildir. Yalan söylenmez, sadece hatırlanmaz veya idealize edilir.

 

Günlük tutma

 

Katılımcılardan belirli bir süre boyunca deneyimlerini kaydetmeleri istenir. Bugün bu çoğunlukla telefonla yapılıyor: ürünü her kullandığında fotoğraf çek, kısa bir not yaz.

 

Zaman içinde değişen alışkanlıkları görmenin en iyi yolu budur.

 

Sekiz Kişi Nasıl Yeterli Olabiliyor?

 

En kritik nokta burası ve cevabı çoğu kişiyi şaşırtıyor: kalitatif araştırma zaten temsil etme iddiasında değildir.

 

Odak grup sonucunda kimse "Türkiye'nin yüzde 60'ı böyle düşünüyor" demez. Böyle bir cümle kurulursa, o araştırma yanlış kullanılıyor demektir.

 

Kalitatif araştırmanın amacı yaygınlığı ölçmek değil, olasılıkları keşfetmektir. Sekiz kişiden biri "ambalaj küçüldü sandım" dediyse, bu bir fikirdir. O fikrin ne kadar yaygın olduğunu öğrenmek istiyorsan, sonrasında 1000 kişilik bir anket yaparsın.

 

Bir de şu var: kalitatif çalışmalarda belli bir noktadan sonra yeni bilgi gelmez. Beşinci grupta duyduğun şeyler, birinci grupta duyduklarının tekrarı olmaya başlar. Buna "doyum noktası" denir ve araştırmanın ne zaman biteceğini bu belirler, önceden hesaplanmış bir sayı değil.

 

Hangisi Ne Zaman Kullanılır?

 

Kalitatif önce gelir — konu yeniyse ve neyi soracağını bilmiyorsan.

 

Yeni bir ürün fikri geliştiriyorsan, insanların bir kategoriye dair beklentilerini bilmiyorsan, sorunun kaynağını bulamıyorsan önce konuşursun. Doğru soruları ancak o zaman yazabilirsin.

 

Kantitatif sonra gelir — neyi ölçeceğini bildiğinde.

 

Hangi fikrin ne kadar yaygın olduğunu, hangi seçeneğin daha çok tercih edildiğini, bir değişimin gerçekten işe yarayıp yaramadığını ölçmek için sayılara ihtiyaç duyarsın.

 

Kalitatif tekrar gelir — sayılar açıklanamadığında.

 

Anket beklenmedik bir sonuç verdiyse, "neden böyle çıktı" sorusunun cevabı yine konuşmalarda saklıdır.

 

Yani ikisi rakip değil, birbirini tamamlayan aşamalardır.

 

Kalitatif Araştırmanın Riskleri

 

Bu yöntem güçlü ama kırılgandır.

 

Baskın katılımcı. Grupta çok konuşan bir kişi, diğerlerinin fikrini bastırabilir. İyi bir moderatörün en önemli işi, sessiz kalanları konuşturmaktır.

 

Grup uyumu. İnsanlar çoğunluğa ters düşmemek için gerçek görüşlerini yumuşatabilir. Bu yüzden moderatörler bilerek karşıt görüş sorar: "Peki tam tersini düşünen var mı?"

 

Moderatörün yönlendirmesi. Soruyu soran kişinin tonu, vurgusu ve tepkileri cevabı etkiler. Bu yüzden moderatörlük ayrı bir uzmanlık alanıdır.

 

Yorumun öznelliği. İki saatlik bir konuşmayı özetlemek, kaçınılmaz olarak seçim yapmayı gerektirir. Farklı araştırmacılar aynı kayıttan farklı vurgular çıkarabilir.

 

Aşırı genelleme. En yaygın hata bu. Sekiz kişinin söylediği bir şeyin, milyonlarca kişinin görüşü gibi sunulması. Araştırma raporunda değil ama basına yansırken sık yaşanır.

 

Bir Araştırma Haberini Okurken

 

Şu ayrımı yapabilmek işine yarar:

 

  • Haberde yüzdeler varsa kantitatif bir çalışmadır. O zaman kaç kişiyle yapıldığı ve kimlerle yapıldığı önemlidir.

  • Haberde alıntılar ve temalar varsa kalitatif bir çalışmadır. O zaman "yüzde kaçı" diye sormanın anlamı yoktur.

  • Kalitatif bir çalışmadan yüzde üretilmişse, orada bir sorun vardır. Sekiz kişiden ikisi bir şey söylediyse bu "yüzde 25" değildir.

 

Özetle

 

Bin kişilik anket de sekiz kişilik odak grup da gerçek araştırmadır. Farkları, sordukları soruda.

 

Biri bir olgunun ne kadar yaygın olduğunu ölçer, diğeri o olgunun neden var olduğunu anlamaya çalışır. Birini diğerinin yerine kullanmak, en sık yapılan araştırma hatalarından biridir.

 

Katıldığın bir çalışmada sana uzun uzun açık uçlu sorular soruluyorsa, muhtemelen yaygınlığı değil nedeni arıyorlardır. O kutulara yazdığın birkaç cümle, bazen yüzlerce çoktan seçmeli cevaptan daha değerli olabilir.

 

Gravis'te hem anketlere hem açık uçlu değerlendirme görevlerine katılarak görüşünü paylaşabilir, ayırdığın zaman karşılığında GCoin kazanabilirsin.

Sen de Gravis'e Katıl

Anketlere katıl, görüşlerini paylaş, GCoin biriktir ve ödüllerini kazan.