Rafta iki şişe zeytinyağı var. Biri diğerinin neredeyse iki katı fiyatında. Etiketlerine bakıyorsun, ikisi de natürel sızma. Aralarında hasattan saklamaya kadar fark olabilir ama sen bu farkı bilmiyorsun. Elin pahalı olana uzanıyor.
Aklından geçen cümle tanıdık olabilir: "Pahalıysa bir bildiği vardır."
Bu düşünce bazen doğru çıkıyor, bazen çıkmıyor. Ama ilginç olan, fiyatın yalnızca hangi ürünü seçeceğimizi değil, o ürünü nasıl değerlendireceğimizi de etkileyebilmesi. Bu yazıda fiyatın neden bir kalite işareti gibi göründüğünü ve bu işaretin ne zaman gerçekten bir şey söylediğini anlatıyoruz.
Fiyat neden kaliteye işaret gibi görünüyor?
Bir ürünü satın alırken kalitesini genellikle önceden tam olarak bilemiyoruz. İçindeki malzemeyi, nasıl üretildiğini, ne kadar dayanacağını görmek mümkün değil. Elimizde ise birkaç ipucu var: marka, ambalaj, yorumlar ve fiyat.
Fiyat, bu ipuçları arasında en hızlı fark ettiğimizlerden biri. Bilgi az olduğunda insanlar onu bir kestirme olarak kullanabiliyor: Daha pahalıysa, muhtemelen daha iyidir.
Bu kestirme tamamen yersiz değil. Daha iyi malzeme ya da daha özenli bir üretim maliyeti artırabiliyor ve bu fiyata yansıyabiliyor. Ama fiyat yalnızca üretim maliyetinden oluşmuyor; markanın konumlandırması, satış kanalı ve kâr marjı da onu belirliyor. Bu yüzden aynı kestirme, fiyatı başka sebeplerle yüksek olan ürünlerde de devreye girebiliyor.
Bazen fiyatın duygusal bir tarafı da oluyor. Birine hediye alırken daha pahalı olanı seçmek, özen göstermenin bir yolu gibi hissettirebiliyor.
Fiyat tadı değiştirebilir mi?
Bu soruya ilginç bir cevap veren çalışmalardan biri, 2008'de PNAS dergisinde yayımlandı. Hilke Plassmann, John O'Doherty, Baba Shiv ve Antonio Rangel, 20 katılımcıya beyin taraması sırasında şarap tattırdı. Katılımcılara beş farklı şarap tadacakları söylendi; gerçekte üç şarap vardı ve ikisi farklı fiyat etiketleriyle iki kez sunuldu. Örneğin aynı şarap bir kez 5 dolar, bir kez 45 dolar olarak tanıtıldı.
Katılımcılar, aynı şarabı yüksek fiyat etiketiyle tattıklarında daha hoş bulduklarını bildirdi. Beyin taramalarında da, araştırmacıların hoşlanma deneyimiyle ilişkilendirdiği bir bölgedeki aktivite, yüksek fiyat koşulunda daha yüksek ölçüldü.
Araştırmacılar bunu, fiyat bilgisinin tadın değerlendirilme biçimini etkileyebildiğinin bir işareti olarak yorumluyor. Dikkat çekici bir ayrıntı daha var: Sekiz hafta sonra aynı şaraplar fiyat bilgisi olmadan tattırıldığında, katılımcıların puanları arasında fark görülmedi. Yani fark, şarapların kendisinden çok etiketteki bilgiyle ortaya çıkıyordu.
Bu, belirli koşullarda, belirli bir grupla elde edilmiş bir bulgu; her ürüne ve her alışverişe genellemek doğru olmaz. Ama fiyatın, bir ürünü nasıl değerlendirdiğimizle bağlantılı olabileceğini gösteren güçlü bir örnek.
Beklenti, sonucu da etkileyebiliyor mu?
Şarap çalışması fiyatın bir üründen aldığımız keyifle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Başka bir çalışma ise bu ilişkinin keyifle sınırlı kalmayabileceğini düşündürüyor.
Baba Shiv, Ziv Carmon ve Dan Ariely'nin 2005'te Journal of Marketing Research'te yayımladığı makalede, zihinsel performansı desteklediği iddia edilen bir enerji içeceği kullanıldı. Katılımcıların bir kısmı içeceği normal fiyatından, bir kısmı indirimli fiyatla aldı ve ardından bulmaca çözdü. İndirimli fiyatla alanlar, ortalamada daha az bulmaca çözdü.
Araştırmacılar bu farkı, katılımcıların ürünün etkisine dair beklentileriyle açıklıyor: Ucuza alınan ürünün daha az işe yarayacağı beklentisi, farkında olunmadan performansa yansımış olabilir. Bu, deneyde gözlenen sonucun araştırmacılar tarafından yapılan bir yorumu; ama iki çalışma birlikte okunduğunda aynı noktaya işaret ediyor: Bir üründen ne beklediğimiz, ondan ne aldığımızdan tamamen bağımsız olmayabilir.
Fiyat ne zaman gerçekten bir şey söylüyor?
Bütün bunlar fiyat farkının anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. Asıl soru şu: Fiyat farkını açıklayabilecek, bağımsız olarak karşılaştırılabilir bir özellik var mı?
Fiyatın daha çok şey anlatabildiği durumlar. Malzeme, garanti süresi, teknik özellikler, ürünün miktarı ya da belgelenmiş performans gibi ölçütler varsa, fiyat farkını bunlarla karşılaştırmak mümkün. Daha pahalı bir tencerenin farklı bir malzemeden yapılmış olması ya da daha uzun garanti sunması, farkın nereden geldiğine dair somut bir ipucu veriyor.
Fiyatın daha az şey anlatabildiği durumlar. Fiyat farkını açıklayan tek şey marka algısı, ambalaj ya da prestijse, fiyatın kalite hakkında ne söylediğini anlamak zorlaşıyor. Bu, pahalı ürünün daha kötü olduğu anlamına gelmiyor; sadece farkın neye dayandığını görmenin daha zor olduğu anlamına geliyor.
Fiyatın tersine işlediği durumlar da var. Benzerlerine göre çok ucuz bir ürüne şüpheyle yaklaşmak doğal bir refleks. Bazen düşük fiyatın arkasında son kullanma tarihinin yaklaşması, eksik bir özellik ya da sınırlı bir garanti olabiliyor. Ama aynı fiyat bir kampanyadan, stok eritmeden ya da daha düşük pazarlama giderinden de kaynaklanabiliyor. Düşük fiyat da yüksek fiyat gibi, sebebine bakılması gereken bir bilgi.
Fiyattan başka neye bakılabilir?
İçerik ve etiket. İki ürünün içeriğini yan yana okumak, karşılaştırma için iyi bir başlangıç noktası. Ama benzer içerik listeleri aynı kaliteyi garanti etmiyor; özellikle kozmetikte bileşenlerin oranı ve formül de önemli. Etiketin nasıl okunacağını gıda etiketi yazımızda ayrıntılı anlatmıştık.
Birim fiyat. Pahalı görünen ürün bazen daha büyük bir paket, ucuz görünen ise daha küçük bir paket olabiliyor. Kilogram ya da litre başına fiyata bakmak ekonomik karşılaştırmayı netleştiriyor; kalite hakkında ise tek başına bir şey söylemiyor.
Kendi deneyimin. Tadı ya da kokusu önemli olan, sık kullandığın ürünlerde, ucuz ve pahalı seçeneği etiketlere bakmadan yan yana denemek, beklentinin etkisini azaltabilir. Dayanıklılık ya da uzun vadeli performans gerektiren ürünlerde ise tek bir deneme yeterli fikir vermeyebilir.
Ürünü ne için kullanacağın. Her gün yoğun kullanacağın bir ürün ile yılda birkaç kez kullanacağın bir üründe aradığın dayanıklılık ve özellikler aynı olmayabilir. Kalite, biraz da ihtiyacına ne kadar karşılık verdiğiyle ilgili.
Pahalı olan iyi olabilir, ama fiyat kanıt değil
"Pahalıysa bir bildiği vardır" düşüncesi bazen işe yarayan bir kestirme. Pahalı olan her zaman daha iyi değil, ama fiyat farkı da her zaman anlamsız değil.
Bir dahaki sefere iki ürün arasında kaldığında kendine şunu sorabilirsin: Bu ürünü daha iyi bulmamda etiketteki sayının payı ne kadar?
Alışveriş alışkanlıkların üzerine görüşlerini paylaşmak istersen, Gravis'teki araştırmalara katılarak GCoin kazanabilirsin.



