Yapay Zeka Araştırması (2023): Türkiye Yapay Zekaya Ne Kadar Güveniyor?

Roamler Türkiye'nin Nisan 2023'te 590 katılımcıyla gerçekleştirdiği Yapay Zeka Araştırması: toplumun yapay zekaya bakışı, iş kaybı endişesi, güven sorunu, mahremiyet kaygısı ve yaratıcılık tartışması. ChatGPT çağının ilk aylarında Türkiye'nin nabzı.

Gravis
Yapay Zeka Araştırması (2023): Türkiye Yapay Zekaya Ne Kadar Güveniyor?

Bu yazı, Nisan 2023'te sahası tamamlanan bir araştırmanın bulgularını aktarır. Veriler, ChatGPT'nin yaygınlaşmasının hemen ardından gelen döneme aittir. Yapay zekanın o günden bu yana kat ettiği mesafe düşünüldüğünde, toplumsal algının bugün farklılaşmış olması muhtemeldir.

 

2023'ün ilk aylarında yapay zeka, teknoloji sohbetlerinin konusu olmaktan çıkıp gündelik hayatın içine girdi. Metin üreten modeller birdenbire herkesin telefonundaydı; öğrenciler ödev yazdırıyor, pazarlamacılar kampanya metni üretiyor, şirketler süreçlerini yeniden düşünmeye başlıyordu.

 

Peki bu hızlı dönüşümün ortasında insanlar ne hissediyordu? Roamler Türkiye'nin Marketing Türkiye için gerçekleştirdiği Yapay Zeka Araştırması, tam da bu geçiş anında toplumun nabzını tuttu. Ortaya çıkan tablo tek kelimeyle özetlenebilir: kararsızlık.

 

Toplum yapay zekadan haberdar

 

İlk bulgu, farkındalığın ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 70'i yapay zeka teknolojileri hakkında biraz bilgi sahibi olduğunu, yüzde 25'i ise çokça bilgi sahibi olduğunu belirtti.

 

Yani 2023 baharında toplumun neredeyse tamamı konudan haberdardı. Bu, birkaç yıl öncesine kadar akademik ve teknik çevrelerde konuşulan bir başlık için dikkat çekici bir yaygınlık. Ancak bilmek, güvenmek anlamına gelmiyor.

 

Asıl bulgu: Güven yok, ama korku da yok

 

Araştırmanın en çarpıcı sonucu güven sorusunda çıktı. Katılımcıların yüzde 65'i yapay zeka teknolojilerinin güvenilirliği konusunda kararsız olduğunu söyledi. Bu teknolojilerin güvenilir olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 15.

 

Bu, klasik bir teknoloji korkusu tablosu değil. İnsanlar yapay zekadan korkmuyor; ne düşüneceğini bilmiyor. Aradaki fark önemli, çünkü kararsızlık ikna edilebilir bir zemin. Korku değil.

 

Kararsızlığın kaynağına inildiğinde ise net bir endişe başlığı çıkıyor: kontrol kaybı.

 

  • Yüzde 52'lik bir kesim yapay zeka teknolojilerinin kararlarını manipüle edebileceğini ve kararlarını etkileyebileceğini düşünüyor.

  • Yalnızca yüzde 5'lik bir kesim yapay zekanın iradesi üzerinde etkili olmayacağını öngörüyor.

  • Yüzde 48'i yapay zekanın özel hayata yapacağı müdahalelerden çokça endişeli olduğunu belirtiyor.

  • Yüzde 86'sı yapay zekanın geldiği ve gelebileceği seviyelerde ortaya çıkacak etik ve yasal sorunların önemli olduğunu düşünüyor.

 

Yüzde 86'lık etik kaygı oranı, araştırmanın en yüksek mutabakat noktalarından biri. Toplum yapay zekanın ne olduğu konusunda ikiye bölünmüş olabilir, ama kurallara ihtiyaç duyduğu konusunda değil.

 

İşini kaybetme endişesi beklenenden düşük

 

Yapay zeka tartışmalarının en yüksek sesli başlığı istihdam. Ancak araştırma, bu konudaki kamuoyu algısının medyada yansıtıldığı kadar karamsar olmadığını gösteriyor.

 

Katılımcıların yüzde 80'i yapay zeka teknolojilerinin işlerin yapılmasını kolaylaştıracağını ve hızlandıracağını düşünüyor. Buna karşılık yapay zekanın insanların işlerini elinden alacağını ve işsizliği artıracağını düşünenlerin oranı yüzde 16'da kalıyor.

 

Yani toplumun ezici çoğunluğu yapay zekayı bir rakip değil, bir alet olarak konumlandırıyor. Bu bulgu, özellikle beyaz yaka mesleklerinde yaşanan "yerimi alacak mı?" tartışmasının o dönemde henüz geniş kitlelere yayılmadığını da gösteriyor olabilir.

 

Yaratıcılık tartışması: Kolaylık mı, tembellik mi?

 

Araştırmanın en çelişkili sonuçları burada. Aynı insanlar, yapay zeka hakkında hem olumlu hem olumsuz yargıları aynı anda taşıyor.

 

  • Katılımcıların yüzde 58'i yapay zekayı insanlığın geleceği için olumlu bir gelişme olarak görüyor.

  • Yüzde 72'si yapay zeka teknolojilerinin insan hayatını kolaylaştıracağını düşünüyor.

  • Ama yüzde 81'i bu teknolojilerin yaratıcılığı azaltacağını düşünüyor.

 

Hayatı kolaylaştıracağını düşünenlerin oranından daha yüksek bir kesim, aynı teknolojinin yaratıcılığı köreltmesinden endişeli. Bu çelişki aslında son derece insani bir tepki: kolaylık isteniyor ama bedeli konusunda tereddüt var. Resim, müzik ve metin üreten modellerin ilk kez kitlesel olarak kullanılmaya başlandığı bir dönem için oldukça anlaşılır bir refleks.

 

Sağlık ve eğitimde beklenti yüksek

 

Yapay zekanın hangi alanlarda fayda sağlayacağı sorulduğunda üç başlık öne çıkıyor: sağlık, eğitim ve sanayi/üretim.

 

  • Sağlık: Katılımcıların yüzde 86'sı yapay zekanın bu alanda katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Araştırmanın en yüksek olumlu beklenti oranı.

  • Eğitim: Yüzde 73'ü eğitim alanında olumlu gelişmeler sağlayacağını öngörüyor.

  • Erişilebilirlik: Yüzde 56'sı bu teknolojilerin engellilerin ve yaşlıların hayatını kesinlikle kolaylaştıracağını belirtiyor.

 

Eğitim başlığındaki yüzde 73, ilginç bir noktaya işaret ediyor. Öğrencilerin ödev ve makale yazımında yapay zeka kullanmasının tartışıldığı bir dönemde bile toplum, bu teknolojinin eğitime net katkı sağlayacağı kanaatinde.

 

Ekonomi ve adalette kararsızlık hâkim

 

Somut fayda alanlarında yüksek olan iyimserlik, soyut ve sistemsel konulara gelindiğinde yerini belirsizliğe bırakıyor.

 

Finansal sistemlerde otonom karar alan yapay zeka sistemlerinin etkisi soruldığında katılımcıların yüzde 40'ı bunu olumlu değerlendiriyor. Ancak yine yüzde 40'lık bir kesim hem olumlu hem olumsuz etkiler göreceğini düşünüyor. Tam bir denge, yani net bir kanaat yok.

 

Adalet ve eşitlik konusunda tablo daha da belirsiz. Katılımcıların yüzde 39'u yapay zekanın bu kavramlar üzerindeki etkisine dair çekimser görüş bildiriyor. Yüzde 27'lik bir kesim ise yapay zekanın adalet ve eşitliği kesinlikle artıracağını düşünüyor.

 

Buradaki ayrım anlamlı: İnsanlar yapay zekanın bir hastalığı teşhis etmesine ya da bir dersi anlatmasına güveniyor. Ama bir davada, bir kredi başvurusunda ya da bir işe alım kararında pay sahibi olmasına aynı güveni duymuyor.

 

Araştırmanın metodolojisi

 

Yapay Zeka Araştırması, Marketing Türkiye için Roamler Türkiye tarafından gerçekleştirildi.

 

  • Örneklem: 590 Roamler kullanıcısı

  • Saha tarihi: 14-30 Nisan 2023

  • Yöntem: Mobil uygulama üzerinden anket

 

Araştırmanın ilginç bir metodolojik detayı da var: Ankette sorulacak soruların hazırlanmasında Google'ın o dönemki yapay zeka uygulaması Bard'dan yararlanıldı. Yani yapay zeka hakkındaki soruların bir kısmını yapay zekanın kendisi kurguladı.

 

Bu veri bugün ne anlatıyor?

 

Nisan 2023, yapay zekanın kamusal algısı açısından bir eşik noktasıydı. Teknoloji henüz yeterince yeniydi ki insanlar ne düşüneceklerini bilmiyorlardı; ama yeterince yaygındı ki neredeyse herkesin bir fikri vardı.

 

Araştırmadan çıkan üç kalıcı çıkarım var.

 

Birincisi, toplumun tepkisi kategorik değil koşullu. Aynı kişi yapay zekanın sağlıkta faydalı, adalette riskli olacağını düşünebiliyor. Yani mesele "yapay zeka iyi mi kötü mü" değil, "nerede kullanılıyor" sorusu.

 

İkincisi, güven açığı bir bilgi açığı değil. Katılımcıların yüzde 95'i konudan haberdar olduğunu söylüyor, ama yalnızca yüzde 15'i güveniyor. Demek ki daha fazla anlatmak tek başına güven üretmiyor; şeffaflık ve denetim gerekiyor. Etik ve yasal düzenlemelerin önemli olduğunu söyleyen yüzde 86'lık kesim de bunu doğruluyor.

 

Üçüncüsü, insanların asıl kaygısı iş değil, irade. İşini kaybetme endişesi yüzde 16'da kalırken kararlarının manipüle edilmesinden endişe edenler yüzde 52. Bu, yapay zeka iletişimi kuran markalar ve kurumlar için önemli bir ipucu: mesele verimlilik vaadi değil, kontrolün kimde kaldığı sorusu.

 

Roamler ve Gravis, bu tür toplumsal algı araştırmalarını mobil uygulama üzerinden, geniş katılımcı havuzuyla yürütüyor. Teknoloji algısı, marka tercihi, tüketici davranışı ve saha denetimi başlıklarında 12 yılı aşkın deneyimle veri topluyor.

Sen de Gravis'e Katıl

Anketlere katıl, görüşlerini paylaş, GCoin biriktir ve ödüllerini kazan.