Markalar İşbirliği İçin Kiminle Çalışacağına Nasıl Karar Veriyor?

Takipçi sayın arttı ama marka teklifi gelmiyor mu? Markaların işbirliği kararı verirken gerçekte neye baktığını ve takipçi sayısının neden ilk sırada olmadığını anlattık.

Gravis
Markalar İşbirliği İçin Kiminle Çalışacağına Nasıl Karar Veriyor?

Takipçi sayın 10 bini geçti. Düzenli paylaşım yapıyorsun, içeriklerin fena da gitmiyor.

 

Ama marka teklifi gelmiyor.

 

Öte yandan 3 bin takipçisi olan biri, ay içinde iki farklı markayla çalışıyor.

 

Bu, ilk bakışta haksızlık gibi görünür. Oysa markaların karar verirken baktığı listede takipçi sayısı, sanılanın aksine en üst sırada değildir.

 

Takipçi Sayısı Neden Yeterli Değil?

 

Markanın işbirliğinden beklediği şey görünürlük değil, karşılık. Bir kişinin içeriğini kaç kişinin gördüğü değil, kaç kişinin ona güvendiği önemli.

 

Takipçi sayısı bu güveni ölçmez. Üstelik satın alınabilir, botlarla şişirilebilir veya alakasız bir kitleden oluşabilir.

 

Bu yüzden markalar önce başka bir rakama bakar.

 

Etkileşim Oranı

 

İçeriğinin, takipçilerin arasında ne kadar karşılık bulduğunu gösteren orandır. Basit bir hesabı vardır:

 

(Beğeni + yorum) ÷ takipçi sayısı × 100

 

Bir örnek: 5.000 takipçin var, bir gönderin 400 beğeni ve 30 yorum almış.

 

430 ÷ 5.000 = 0,086 → yüzde 8,6

 

Şimdi bunu 50.000 takipçisi olup gönderi başına 600 beğeni alan biriyle karşılaştıralım: 600 ÷ 50.000 = yüzde 1,2.

 

İkinci hesabın takipçisi on kat fazla ama içeriği kitlesinde çok daha az karşılık buluyor. Marka için birincisi genellikle daha değerlidir.

 

Küçük hesapların etkileşim oranı büyük hesaplara göre genelde daha yüksek çıkar. Sebebi basit: az takipçili hesaplarda ilişki daha yakındır, takipçi seni tanır, yorumlarına cevap verirsin.

 

Not düşmek gerekir: "iyi etkileşim oranı" için tek bir eşik yok. Platforma, sektöre ve hesap büyüklüğüne göre kabul edilen aralıklar değişiyor. Önemli olan senin oranının, benzer büyüklükteki hesaplara kıyasla nerede durduğu.

 

Kitle Uyumu

 

Markanın sorduğu ikinci soru şu: Bu kişinin takipçileri, bizim müşterimiz mi?

 

Bir bebek bezi markası için 100 bin takipçili bir oyun yayıncısı hiçbir şey ifade etmez. Ama 4 bin takipçisi olan ve takipçilerinin çoğu yeni anne olan bir hesap, doğrudan hedef kitleye ulaşıyordur.

 

Markalar bu yüzden hesap sahibinden analitik verilerini ister:

 

  • Takipçilerin yaş dağılımı

  • Cinsiyet dağılımı

  • Şehir ve ülke dağılımı

  • En aktif oldukları saatler

 

Türkiye'deki bir marka için, takipçilerinin yarısının yurt dışından olması ciddi bir dezavantajdır. Ne kadar yüksek etkileşim alırsan al, o kitle mağazaya gelmeyecektir.

 

Kitlenin Gerçekliği

 

Markalar sahte takipçi konusunda artık oldukça dikkatli. Baktıkları işaretler şunlar:

 

  • Ani takipçi sıçramaları. Organik büyüme kademelidir. Bir gecede binlerce takipçi eklenmişse bu şüphe uyandırır.

  • Yorum kalitesi. "Harika", "süper", sadece emoji içeren yorumlar ve hep aynı hesaplardan gelen tepkiler.

  • Beğeni-yorum dengesizliği. Binlerce beğeni alıp üç yorum alan gönderiler.

  • Takipçi coğrafyası. Türkçe içerik üretip takipçilerinin çoğunun alakasız ülkelerden olması.

 

Buradaki mesele sadece dürüstlük değil, pratik sonuç: sahte takipçi hiçbir zaman müşteriye dönüşmez. Marka kampanya sonunda sıfır satış görür ve bir daha aramaz.

 

İçeriğin Kendisi

 

Sayılar bir eşiği geçtikten sonra markalar hesabın kendisine bakar.

 

Düzenlilik. Üç ay boyunca hiç paylaşım yapmayıp sonra günde beş içerik atan bir hesap, planlanabilir bir iş ortağı değildir.

 

Görsel ve anlatım kalitesi. Profesyonel ekipman gerekmez ama net görüntü, anlaşılır ses ve düzenli bir üslup beklenir.

 

Belirgin bir alan. Her konuda içerik üreten hesaplar, markalar için konumlandırması zor olur. Yemek, kitap, ebeveynlik, teknoloji gibi net bir alanın varsa, o alandaki markalar seni kolayca bulur.

 

Yorumlarla ilişki. Takipçileriyle konuşan bir hesap, marka için canlı bir topluluğa erişim demektir.

 

Marka Güvenliği

 

Bu, çoğu içerik üreticisinin hesaba katmadığı bir başlık.

 

Markalar birlikte çalışacakları kişinin geçmiş paylaşımlarını inceler. Kendi değerleriyle çelişen içerikler, tartışmalı çıkışlar veya rakip markayla yakın zamanda yapılmış işbirlikleri sorun yaratabilir.

 

Özellikle rakip meselesi önemlidir. Geçen ay bir kahve markasını övdüysen, bu ay başka bir kahve markasının seninle çalışması olası değildir.

 

Profesyonellik

 

Marka tarafında çalışanların en çok dile getirdiği konu bu.

 

Maillere zamanında dönmek, teslim tarihine uymak, brief'i okumak, ödeme ve fatura sürecini düzgün yürütmek. Bunlar sıkıcı gelebilir ama ikinci işbirliğinin gelip gelmeyeceğini büyük ölçüde bunlar belirler.

 

Bir marka, biraz daha düşük etkileşimi olan ama işini zamanında teslim eden biriyle çalışmayı tercih eder.

 

Kendini Nasıl Hazırlarsın?

 

Analitiklerini bil. Erişim, etkileşim oranı, takipçi demografisi ve en iyi performans gösteren içerik tiplerini bilmek, ilk konuşmada seni ciddiye aldırır.

 

Basit bir tanıtım dosyası hazırla. Bir sayfa yeterli: kim olduğun, hangi konuda içerik ürettiğin, temel sayıların, kitle demografin ve varsa önceki işbirliklerin.

 

Fiyatını hesapla. Rastgele rakam söylemek yerine harcadığın zamanı temel al: çekim, kurgu, revizyon ve iletişim toplamda kaç saat sürüyor? Ayrıca içeriğin ne kadar süre yayında kalacağı ve markanın onu kendi kanallarında kullanıp kullanmayacağı fiyatı doğrudan etkiler.

 

Küçük başla. İlk işbirlikleri genellikle yerel işletmelerden gelir. Bir kafe, bir butik, bir kurs. Bunlar hem deneyim hem referans kazandırır.

 

Sen de teklif götür. Beklemek yerine, gerçekten kullandığın ve sevdiğin markalara yazabilirsin. Somut bir fikirle gelen mesaj, "işbirliği yapalım mı" diyen genel mesajdan çok daha fazla karşılık bulur.

 

Sık Yapılan Hatalar

 

  • Takipçi satın almak. Kısa vadede etkileyici görünür, ilk analiz incelemesinde ortaya çıkar ve itibarını kalıcı olarak zedeler.

  • Herkesle çalışmak. Peş peşe alakasız markaları tanıtan bir hesap, takipçisinin gözünde ilan panosuna dönüşür.

  • Reklam etiketini gizlemek. Hem yasal bir yükümlülük hem güven meselesi. Fark edildiğinde kaybedilen şey, kazanılan ücretten fazladır.

  • Ürünü denemeden anlatmak. Ürün kötü çıkarsa faturayı markadan önce sen ödersin.

  • Sadece sayı büyütmeye odaklanmak. Kitlesiyle konuşan 2 bin takipçili bir hesap, sessiz 20 bin takipçiden daha değerlidir.

 

Özetle

 

Markaların baktığı liste aşağı yukarı şu sırayla ilerler: kitle uyumu, etkileşim oranı, kitlenin gerçekliği, içerik kalitesi, marka güvenliği ve profesyonellik.

 

Takipçi sayısı bu listede var ama tek başına belirleyici değil. Bu yüzden küçük hesapların işbirliği alması hiç de şaşırtıcı değil.

 

En iyi haber şu: bu maddelerin çoğu senin kontrolünde. Takipçi sayısını hızla artıramazsın ama düzenli üretmek, belirli bir alana odaklanmak, takipçilerinle konuşmak ve profesyonel davranmak tamamen elinde.

 

Gravis'te marka algısı, tüketici tercihleri ve içerik alışkanlıkları üzerine yapılan araştırmalara katılarak görüşünü paylaşabilir, ayırdığın zaman karşılığında GCoin kazanabilirsin.

Sen de Gravis'e Katıl

Anketlere katıl, görüşlerini paylaş, GCoin biriktir ve ödüllerini kazan.